Banka HesaplarıBağış Yap

Fırat’tan Dicle'ye : Unutulmayan İzler

Fırat’tan Dicle'ye : Unutulmayan İzler

Bazı yollar vardır; sadece şehirleri değil, kalpleri de birbirine bağlar. Fırat’tan Dicle’ye” projesi tam olarak böyle bir yolculuktu. Bu yolculukta Diyarbakır’ın Dicle, Şanlıurfa’nın Harran ile Suruç ilçelerinde bulunan 4 köy okuluna ulaştık. Toplamda 221 çocuğun kışa daha sıcak, daha güvende girmesine vesile olduk. Bu yolculuğumuzda bizi bekleyen çocukların heyecanı attığımız her iyilik adımını daha da kuvvetlendirdi. Bazı okullar bizi bahçesinde oynayan çocukların meraklı bakışlarıyla karşıladı, bazılarıysa soğuk sınıflarında sobanın etrafında toplanmış minik ellerle… Duvarları eski, sıraları, tahtaları yıpranmış ama içi umut dolu bu okullarda ortak bir şey vardı: geleceğin parıldayan heyecanlı gözleri…

Diyarbakır ve Şanlıurfa’da çocuklara sadece bot mont değil kahkahalarla dolu hatırlar da bırakmak istedik. Kolları sıvadık ve gönüllülerimizle palyaço ve prenses kostümlerimizi giyip eğlenceli şarkılar ile bahçede oyunlar oynadık. Anasınıfı öğrencisi Zehra, montu olmadığı için oyun oynarken ağlamaya başladı. O an tüm ekip hava şartlarının zorluğunu bir kez hatırlarken Zehra’nın gözyaşlarını silmek için montunu giydirdik. Montunu giyen minik Zehra prenses kostümü giyen ve adaşı olan ekip arkadaşımıza sımsıkı sarıldı. Dünyanın en anlamlı tablosu gözlerimizin önündeydi.

Karne haftasına denk gelen ziyaretlerimizi çocuklar için küçük bir şenliğe dönüştürürken öğretmenlerimizin de neşe kaynağı olmanın gururunu yaşadık. O gün okul bahçelerinde kahkahalar yankılandı, oyunlar oynandı. Öğretmenlerin söylediği gibi;

“Bugün çocukların mutluluğu unutamayacakları bir ana dönüştü ancak onların kahkahasının arasına bizim kahkahalarımız da karıştı”

Şenliğin ardından sınıflara dönen çocukların ve öğretmenlerimizin yüzündeki ifade, yaptığımız işin etkisini anlatmaya yetiyordu.

Bu proje, farklı şehirlerden yola çıkan gönüllülerin ortak emeğiyle hayat buldu. Ankara ve Sakarya’dan projemize katılan gönüllülerimiz sahadaki katkılarıyla, çocuklarla kurdukları kuvvetli bağ ile her amacımızın gönüllerde iz bırakmak olduğunu bir kez daha hatırlatmış oldu.  Ankara’dan bu proje için gelen gönüllümüz Zehra, okuldan ayrılırken şunları söyledi:

“Zehra’nın montunun cebine ellerini sokup gülümsemesi, soğuktan kızarmış yanaklarının ısındığını hissetmek uzun yolun bütün yorgunluğunu unutturuyor.”

Bir başka gönüllümüz Sırma ise şunları paylaştı:

“Öğretmenlerin bu zor şartlarda neler yaşadığını bir kez daha hatırlarken bizim yorulduğumuzu düşünerek sürekli çay ikram etmeleri beni çok etkiledi” Dedi.

Peki biz bütün bunları neden yapıyoruz?
Çünkü iyiliğin; yüksek sesle söylenen büyük sözlerden değil, gösterişten uzak, sade ama kalıcı olduğuna, içten dokunuşlardan çoğaldığına inanıyoruz.
Bazen bir mont, bazen paylaşılan bir kahkaha, bazen de kurulan göz temasının; çocukların hafızasında güvene, öğretmenlerin yüreğinde ise dayanışmaya dönüştüğünü biliyoruz.

Bu yolculukta iz bırakan yalnızca çocukların gülüşleri değildi. Zorlu koşullara rağmen sınıflarını umutla ayakta tutan öğretmenlerimiz, bu hikâyenin sessiz kahramanlarıydı. Soğuğa, ve imkânsızlıklara rağmen her gün öğrencilerinin gözlerine cesaretle bakan öğretmenlerimiz, bizlere eğitimin ne kadar büyük bir fedakârlıkla sürdüğünü bir kez daha gösterdi.

Ankara ve Sakarya’dan yola çıkan gönüllülerimiz ise kilometreleri değil, kalpleri ölçü aldı. Şanlıurfa ekibinin gönülden ev sahipliğiyle güç bulan bu iyilik hareketinde, taşınanlar sadece mont ve botlar değil; paylaşmanın, dayanışmanın ve 'yalnız değilsiniz' demenin en içten hâliydi.

“Fırat’tan Dicle’ye” uzanan bu yol, çocukların kalbinde umut; öğretmenlerin omzunda dayanışma, gönüllülerimizin yüreğinde ise unutulmayacak bir iz bıraktı.
Biz biliyoruz ki iyilik sınır tanımıyor ve birlikte yüründüğünde, en zorlu yollar bile iyiliğe çıkıyor…

Merve Duyar- Sosyal Hizmet Uzmanı

Paylaş