Banka HesaplarıBağış Yap

Gönül’lü Olmak Üzerine

Gönül’lü Olmak Üzerine

Bir şey yapmak ne demek?

İçimizden geçen bir düşünceyi, bir hissi ya da bir inancı, hayata doğru bırakıverme.. İçeride olanın dışarıyla ilişkisi, teması. O temas sırasında sadece yapılan şeyin değil, yapanın da yavaş yavaş değişmesi. Bir işin dönüştürmesi, işin içinde dönüşmemiz. Dünyanın dönerken , bizim de onunla birlikte döndüğümüzü, bize değdiği yerleri fark etmeye başlamamız.Yürümek mesela.Yürürken adımların sesini, inişlerini, çıkışlarını fark edebilmek.. Aynı sofrada oturmanın hatırlattıkları için çorba yapmak. Paylaşmak. Paylaşmanın dönüştürdüklerine gözlerimizi açmak. Acıyı paylaşarak hafifletmek, sevinci paylaşarak çoğaltmak.

Bir şeyi neden yaparız?Hayata tutunmak için. İnandığımız için .Bazen bir şeyler içimize sinmediğinde, bir haksızlık gördüğümüzde, bir eksiklik hissettiğimizde onu onarmak için. Bazen sadece yapmamız gerektiği söylendiği için. Bazen de nedenini tam olarak bilmeden..Bir şeyi gerçekten inanarak yaptığımızda, yaptığımız şeyle aramızda başka bir ilişki doğar sanki. Gözlerimizin içi parlar , yaptığımız şeyle aramızda bir bağ oluşur. Çorbanın kokusu başka türlü yayılır eve, güneş göğsümüzü sıcacık yapar. Yolda yürürken biri durup elimize bir elma tutuşturabilir,bir çocuk yalın ayak güvercinleri kovalar.. ya da yokuş azalıverir..Yaşadığımızı hissederiz. Canlanırız.

Peki bir şeyi nasıl yaparız?

Zorunlu olduğumuzda, yaptığımız iş ile aramıza mesafeler girer. Ne yaptığımızı bilmeden yaptığımızda içimiz sisli bir hava , bulanık bir su birikintisi olur. Neden yorgun olduğumuzu bile anlayamayız. “Yapmam gerekiyordu” dediğimiz şeyler zamanla omuzlarımızda birikir, düğümlenir. Biriken yerler ağrımaya başlar.Bir şeyi gönülden, isteyerek yaptığımızda, orada başka bir şey olur. İçimizde kelebekleri uçurur. Çünkü inanırız. İnandığımız gerçektir, gerçektendir. Gerçek olan yavaş yavaş inancımızla fidan olur. Fidan: eğilir, bükülür, rüzgârla sallanır. Canlıdır çünkü, yaşamdadır. Toprağı tanır, yağmuru tanır, mevsimi tanır. İnsan bulunduğu yerde her ne yapıyorsa, onu gönüllü ve gönülden yaptığında, en beklenmedik zamanlarda bile bir sevinç oluşur. Gönüllü olan rüzgarı kanatların altına almıştır, gökyüzünde salınıyordur. Seher vaktinde bir gülün yapraklarının açışını seyrediyordur.Bulunduğumuz her yerde yaptığımız şeye temas edebilme çabası.. Ne yaptığımızı gerçekten bilmek için çablalamak, üzerine düşünmek, hassasiyetle yaklaşmak.İçinde bulunduğumuz zamanı, mekânı; içinde, içimizde bulunduğunu duymaya çalışmak.Bazen yaptığımız bir iş, bulunduğumuz bir an bize bir şeyler söyler. Bunu duyabildiğimizde ,duymak için gözlerinin içine baktığımızda, dizlerimizi dizlerine değdirip dinlendiğimizde

acaba?

Orada mı gönüllü bir ilişki kurulur?

Bizi bütüne çağırır..Biz konuşuruz, o duyar. O konuşur, biz duyarız. Arada bir ilişki, bir katılım, sarıp sarmalama oluşur. Yaptığımız şeyle kendi şarkısını söyleyen, birbirini dinleyen. Birbirine katılan bir şarkı oluruz.Gönüllü bir halde bir şey yapmak, bir şey yaparken onun gözlerinin içine bakarak yanında kalmak.Kalabilmek, kalabilmenin en kolay yolu..

Benim için gönüllülük;
Hassas olmak, her şeyin hassaslığına kulaklarımı açmak.Duyabilmeye çalışmak.Duyduğum şeye katılmak.

Ve belki de yaşadım dediğim anlar gönüllü olduğum anlar.

Zeynep Nida Aksoy / İletişim Uzmanı

Paylaş