Banka HesaplarıBağış Yap

İnsani Yardımın Geleceği

İnsani Yardımın Geleceği

İnsani yardım faaliyetleri çoğu zaman dağıtılan gıda kolisi sayısı ile rakamlara indirgenir. Oysa amaç yalnızca ihtiyacı karşılamanın ötesinde; insan onuruna, hayallere ve hikâyelere temas edebilmektir. Yardımı fiili olarak yapmadan önce bunun ne anlama geldiğini sormakla başlar esas yolculuk. İnsani krizlerin derinliğini görebilmek… Hayal kuramayan çocuklar, acı hikâyesini paylaşamayanlar ve yardımlara bağımlı hale gelenler…

Açlığın yalnızca mideyi doyurmak, yoksulluğun yalnızca geliri artırmak, kırılganlığın da yalnızca yoksunlukları gidermek olmadığını öğretti bize şimdiye kadarki insani yardım tecrübemiz. Bunların ötesini görebilmek, değişime ayak uydurmak ve insani yardımda geleneksel yaklaşımı yenilikçilikle dönüştürmek.

Elektriğin dahi olmadığı bir coğrafyada çocuklara çizgi film izletmek, mesela. “Lüks” mü, yoksa dünyaya bakışı değiştirecek kadar güçlü mü? Hayatında ilk kez bir projeksiyon ışığıyla tanışan bir çocuğun gözlerindeki şaşkınlık ve sevinç bize yardımın yalnızca beslenmeyi değil, insan olmayı da kapsaması gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü geleceğin inşası, çocukların zihninde yeşeren ihtimallerdir.

İnsani yardım belgeselleri örneğin bir mazluma ne verebilir? Sizce sömürünün diliyle anlatılan bir coğrafyaya, kendi sesini geri verme çabası az bir şey midir? Bu tamamen mazlumun kendi hikayesini anlatabilme çabasıdır, kültürel etkinlik değil. Bu aslında sürdürülebilir insani yardımın yolunu açmaktır.

Bence ruhlarımız aç ve yeni dönem insani yardımda, yardım eden ile yardım alan arasında mesafeyi ortadan kaldırmalıyız. Elbette insan onuru her adımda göz önünde olmalı. Ancak bir çocuğa sarılmak, bir insanın derdini dinlemek, bir tebessüm ve acıları yüz yüze paylaşmak kimi zaman maddi yardımlardan çok daha kalıcı oluyor.

İnsani yardımı bir “dağıtım faaliyeti” olarak değil, insanı yeniden merkeze alan bir yolculuk olarak görmeliyiz. Farklı coğrafyalardaki mazlumların bir gün yardıma ihtiyaç duymayacak hale gelmesi temel amaç olmalıdır.

Ve bizler Ayşe Şasa’nın da dediği gibi “Kıyamet günü yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikâye anlatabilmeliyiz”

Hüseyin Akdoğan- Kaynak Geliştirme Uzmanı

Paylaş